Bilindiği gibi bu yılın başında Kamu Gözetim Kurumu (KGK), IFRS (International Financial Reporting Standards) vakfının sürdürülebilirlik raporlamaları için belirlemiş olduğu IFRS-1 ve IFRS-2’yi referans alarak hazırladığı Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nı Resmi Gazete’de yayınladı. Uluslararası raporlama standartlarına entegrasyon açısından böyle bir uygulamaya gidilmesi rasyonel gözükmekte. IFRS modelinde olduğu gibi iki standart oluşturan KGK, TSRS-1: Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler ve TSRS-2: Standart-2: İklimle İlgili Açıklamalar şeklindeki tanımlamaları oluşturdu.
Kimler Rapor Hazırlamak Zorunda
KGK raporlama zorunluluğu getirdiği kuruluşları ise şu şekilde ifade etti.
- Aktif toplamı 500 Milyon Türk Lirası
- Yıllık net satış hasılatı 1 Milyar Türk Lirası
- Çalışan sayısı 250 kişi
ölçütlerinden en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki raporlama döneminde aşan kurum, kuruluş ve işletmeler ve
- Yatırım kuruluşları
- Kolektif yatırım kuruluşları
- Portföy yönetim şirketleri
- İpotek finansmanı kuruluşları
- Merkezi takas kuruluşları
- Merkezî saklama kuruluşları
- Veri depolama kuruluşları
- Sermaye piyasası araçları ile bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören kuruluşlar
- Bankalar
- Derecelendirme kuruluşları
- Finansal holding şirketleri
- Finansal kiralama şirketleri
- Faktoring şirketleri
- Finansman şirketleri
- Varlık yönetim şirketleri
- Finansal holding şirketlerinde ve bankalarda 5411 sayılı Kanunda tanımlandığı şekliyle nitelikli paya sahip olan şirketler
- Tasarruf finansman şirketleri
Ne Zaman Sunulmak Zorunda
KGK, ilk raporlamanın 2025’te sunulmasını ve takip eden her yılda periyodik olarak yayınlanmasını istiyor. Buna göre ilk raporlama dönemi, Ocak-Aralık 2024 ayları arasındaki verileri kapsayacak. Bu aylardaki veriler kullanarak kuruluşlar ilk raporlarını oluşturacak. 2026’dan itibaren ise bir önceki dönemle karşılaştırmalı olarak İlerleme Raporu adı altıda raporların yayınlanmaya başlanması bekleniyor.
Nasıl Rapor Hazırlanabilir
Raporlama içeriklerinde iki ayrı standart için de hazırlanması gereken 5 temel bileşen işaret ediliyor.
- Yönetişim
Kuruluşun sürdürülebilirliği yönetmek ve izlemek için bir yönetişim sistemi geliştirmesi ve bu sistemin nasıl çalıştığının tariflenmesi bekleniyor. Örneğin sürdürülebilirlikle alakalı süreçlerin nasıl takip ve kontrol edildiğini bu kısımda belirtmek faydalı olacaktır.
- Metrik ve Hedefler
Sürdürülebilirlikle ilgili göstergeleri takip etmek, ölçmek, hesaplamak ve buna göre de olası iyileştirmeleri yönetmek için bir mekanizmanın oluşturulması talep ediliyor. Hangi göstergelerin, nasıl bir veri tanımlamasıyla izleneceğinin izahı da bu bölüm altında önem arz etmekte.
- Risk Yönetimi
Kuruluşun sürdürülebilirliği yönetmek için belirlemiş olacağı kritik başlıkları bu kısımda ifade etmesi bekleniyor. Daha da açıkçası, belirlenen metrikleri takipte gözlemlenecek ne gibi değişimlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl etkileyeceğine dair yorum yaklaşımlarının analitik temelli olarak belirtilmesi, bu kısımda bir gereksinim olarak beliriyor.
- Strateji
Sürdürülebilirliği artırmak ve riskleri yönetmek için geliştirilecek vizyon, misyonlar, aksiyon planları ve öncelikli proje başlıkları bu kısımda yer almalı. Bir başka deyişle Risk Yönetimi ve Strateji arasında akılcı bir nedensellik bağı kurgulanmalı. Kuruluş sürdürülebilirlik performansını etkileyecek hangi riskleri gördüğünü ve bunları yönetmek için ne gibi aksiyonlar almaya karar verdiğini Strateji kısmında belirtmeli
Sadece Tanımlanmış Kuruluşlar mı Hazırlayacak
KGK, TSRS’nin belli tanımlarla çerçevesi çizilmiş kuruluşlar için zaruri olacağını belirtmiş durumda. Ancak rapor içeriğinde sunulmasını beklediği verilere bakılırsa, söz konusu bu kuruluşların da dönüp kendi tedarikçilerinden veya iş paydaşlarından rapora dair belli bilgi akışlarını sağlamasını istemesi gerekebilir. Özellikle karbon salımları ile ilgili sunulması beklenen veriler, kuruluşların bu şekilde bir yönelimde olması durumunu oluşturabilir. Aynı şekilde sürdürülebilirliğini, kaynak kullanımını, iş ve operasyon ağını ilgilendiren tüm tedariklerine ilişkin bilgileri, bağlantılı olan kuruluşlardan talep etmesi zincirleme bir rapor hazırlama organizasyonunu dolaylı olarak ortaya koyabilir.
Aslında sürdürülebilirliğin, bütünleşik değer zinciri modelleri üzerinden tanımlanması ve ölçülmesi gerekliliği düşünülürse, bu durumun da doğal bir sonuç olacağını görmek mümkün. Dolayısıyla ülke genelinde büyük firma ve finans kuruluşlarıyla doğrudan alım-satım ilişkisi içinde olan tüm şirketlerin dikkat kesilmesi gereken bu konunun yakın gelecekte daha fazla gündemde yer alması muhtemel.
Yazar: Buğra Tekuslu